MEHMET UÇUM’DAN “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” SÜRECİNE İLİŞKİN AÇIKLAMALAR

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, 2028 seçimleri için 16 Nisan tarihini işaret ederek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Meclis kararıyla son kez aday olacağını belirtti. 7595 sayılı Kanun çerçevesindeki süreci de değerlendiren Uçum, pazarlık iddialarını reddederek genel cezaevleri yoğunluğuna karşı yeni bir infaz reformunun hazırlandığını açıkladı.

GÜNCEL - 17-09-2026 15:56

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Türkiye Basın Federasyonu tarafından düzenlenen “Anadolu Sohbetleri” programında gazetecilerin sorularını cevapladı. Uçum “Terörsüz Türkiye” süreci ve 7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un uygulamasına ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu. Sürecin tespit, teyit ve başvuru aşamalarını anlatan Uçum; Abdullah Öcalan’ın statüsünden Selahattin Demirtaş’ın kanundan yararlanma ihtimaline DEM Parti’nin süreçteki dilinden yeni infaz düzenlemesine, , Seçim tarihi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adaylığına kadar birçok başlığı değerlendirdi. Uçum, “Bu Türkiye’ye özgü bir modeldir. Burada pazarlık yoktur, müzakere yoktur; diyalog vardır” dedi.

 

MHA/Ankara-

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Türkiye Basın Federasyonu’nda basın mensuplarıyla bir araya geldiği toplantıda 2028 seçimleri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Uçum, seçimlerin 16 Nisan 2028’de yapılmasını öngördüğünü belirterek, “Sayın Recep Tayyip Erdoğan son kez aday olacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, seçim tarihi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanlığı seçimindeki adaylık iradesinin ortaya konulduğunu belirten Uçum, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Erdoğan’ın adaylığına yönelik açıklamalarını hatırlattı.

AK Parti’nin de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adaylığı konusunda tutumunun belli olduğunu ifade eden Uçum, Cumhur İttifakı’nı destekleyen diğer siyasi çevrelerden de Erdoğan’ın adaylığına yönelik destek açıklamaları geldiğini söyledi.

“SİYASİ OLARAK ADAYLIK İRADESİ ORTAYA KONULMUŞTUR”

 

Uçum, Cumhur İttifakı’nın ortaya koyduğu siyasi iradeyi değerlendirerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önümüzdeki seçimlerde yeniden aday gösterilmesi konusunda siyasi tutumun netleştiğini savundu.

Uçum, açıklamasında, “Siyasi olarak önümüzdeki seçimlerde Cumhurbaşkanımızın adaylığı gerçekleşmiştir. Siyasi olarak önümüzdeki seçimlerde Cumhurbaşkanımızın son kez aday olması gerçekleşmiştir” ifadelerini kullandı.

UÇUM 16 NİSAN 2028’İ İŞARET ETTİ

Seçimlerin yapılabileceği tarihe ilişkin kendi öngörüsünü de açıklayan Uçum, 16 Nisan 2028 tarihini işaret etti.

Uçum, “Seçimlerin 16 Nisan 2028 yılında yapılmasını öngörüyorum. Bu tarih Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişimizin referandum tarihidir. Sembolik anlamı vardır. Sayın Recep Tayyip Erdoğan son kez aday olacaktır” dedi.

Uçum ’un işaret ettiği 16 Nisan tarihi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni getiren 2017 anayasa değişikliğinin halkoylamasına sunulduğu tarihin yıl dönümü olması nedeniyle de sembolik önem taşıyor.

TBMM’NİN SEÇİMLERİ YENİLEMESİ GEREKİYOR

Uçum, daha önce yaptığı değerlendirmelerde de 2028 seçimlerinin olağan seçim tarihinden kısa bir süre önce yapılabileceği görüşünü dile getirmişti.

Uçum’un hukuki değerlendirmesine göre, TBMM’nin seçimlerin yenilenmesi kararı alması halinde Anayasa’daki istisnai adaylık hükmü devreye girecek ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir kez daha aday olmasının yolu açılabilecek.

Uçum, 25 Haziran’da yayımlanan değerlendirmesinde olağan seçim tarihini 7 Mayıs 2028 olarak belirtmiş, seçimlerin 16 Nisan 2028’e alınabilmesi için TBMM’nin seçimlerin yenilenmesi kararı vermesi gerektiğini ifade etmişti.

Uçum, bu senaryoyu “erken seçim” olarak değil, seçimlerin olağan dönem içerisinde kısa bir süre öne alınması olarak değerlendiriyor.

“NİHAİ KARAR TBMM’NİN”

16 Nisan 2028 tarihinin kendi önerisi ve öngörüsü olduğunu daha önce de vurgulayan Uçum, seçimlerin yenilenmesine ilişkin nihai karar yetkisinin TBMM’de olduğunu belirtmişti.

Buna göre Uçum‘un değerlendirmesinde, Meclis’in seçimlerin yenilenmesi kararı vermesi durumunda seçim takvimi öne çekilebilecek ve Cumhurbaşkanı Erdoğan Anayasa’nın ilgili hükmü çerçevesinde yeniden aday olabilecek.

Uçum, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu şekilde önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçiminde “son kez aday olacağını” ifade etti.

Uçum’un 16 Nisan 2028 önerisinin hukuki mekanizmasını daha önce kendi imzasıyla yayımladığı AA Analiz yazısında da ayrıntılı biçimde anlattığını teyit ettim. Orada da TBMM’nin seçimlerin yenilenmesi kararı vermesi halinde Erdoğan’ın Anayasa’daki istisnai hüküm kapsamında yeniden aday olabileceğini savunuyor.

 

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE” SÜRECİ

7595 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinin ardından başlayan sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Mehmet Uçum, Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında oluşturulan Takip ve Değerlendirme Kurulunun ilk toplantısını gerçekleştirdiğini ve dört alt komisyon oluşturduğunu söyledi.

Uçum, kanunun uygulanmasının birbirini takip eden aşamalardan oluşacağını belirterek ilk aşamanın sahadaki gelişmelerin tespiti olduğunu ifade etti.

“İLK AŞAMA SİLAHLARIN BIRAKILMASININ VE FESİH SÜRECİNİN TESPİTİ”

Uçum, ilk aşamada silahların bırakılması, örgütün tasfiyesi ve fesih sürecinin tamamlanmasına ilişkin gelişmelerin tespit edileceğini söyledi.

Bu aşamanın kanundan önce fiilen başladığını ve kanunun yürürlüğe girmesinin ardından devam ettiğini belirten Uçum, tespitin ardından teyit ve ilan aşamasına geçileceğini kaydetti.

Silahların bırakıldığı, tasfiye ve fesih süreçlerinin tamamlandığına ilişkin teyidin Milli Güvenlik Kurulu kararıyla ilan edileceğini belirten Uçum, bu aşamanın mümkünse ekim, aksi halde kasım ayında ve en geç yıl sonuna kadar gerçekleşmesini beklediğini ifade etti.

MGK KARARININ ARDINDAN 6 AYLIK BAŞVURU SÜRECİ

Uçum’un verdiği bilgilere göre, MGK’nın teyit kararının ilan edilmesinin ardından altı aylık başvuru dönemi başlayacak.

Kanun kapsamında olduğunu düşünen kişiler, bulundukları yer Cumhuriyet savcılıklarına veya Takip ve Değerlendirme Kurulunun belirleyeceği diğer mercilere yazılı olarak başvurabilecek. Başvurular bizzat veya avukat aracılığıyla yapılabilecek.

Yurt dışında bulunanlar açısından Türkiye’nin dış temsilciliklerinin de başvuru mercii olarak belirlenebileceğini ifade eden Uçum, bunun Takip ve Değerlendirme Kurulunun kararına bağlı olduğunu söyledi.

“OTOMATİK BİR ERTELEME YOK”

Kanunun otomatik bir erteleme mekanizması getirmediğini vurgulayan Uçum, MGK kararının ilan edilmesiyle herkes için doğrudan erteleme başlamayacağını söyledi.

Başvuruların soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcılıkları, kovuşturma aşamasında ilgili mahkemeler, hükümlülük aşamasında ise infaz hâkimlikleri tarafından değerlendirileceğini belirten Uçum, her kişinin dosyasının ayrı ayrı inceleneceğini kaydetti.

Uçum, incelemede kişinin ilişkili olduğu örgütün, örgütle ilişkisinin, isnat edilen veya mahkûmiyetine konu suçların kanun kapsamında bulunup bulunmadığına ve kanundaki istisnalara bakılacağını söyledi.

KASTEN ÖLDÜRME SUÇLARI KAPSAM DIŞINDA

Uçum, kasten öldürme suçlarının tarihine bakılmaksızın kanunun istisnaları arasında bulunduğunu söyledi.

1 Haziran 2005’ten önce işlenen ve ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasını gerektiren suçların da kapsam dışında olduğunu ifade eden Uçum, şartları karşılayanlar açısından ise erteleme mekanizmasının uygulanacağını belirtti.

Verilen kararlara karşı yargısal itiraz yollarının açık olacağını vurgulayan Uçum, reddedilen başvurulara başvuru sahibinin, kabul edilen kararlara ise diğer ilgililerin itiraz edebileceğini söyledi.

ERTELEME KARARLARI YENİDEN DEĞERLENDİRİLEBİLECEK

Uçum, 10 yıllık erteleme öngörülen durumlarda üç yıl, 5 yıllık erteleme öngörülen durumlarda ise iki yıl geçtikten sonra yeniden değerlendirme yapılabileceğini belirtti.

Takip ve Değerlendirme Kurulunun ilgili yargı mercilerinden gözden geçirme talep edebileceğini söyleyen Uçum, koşulların oluşması halinde 5 veya 10 yıllık sürenin tamamlanması beklenmeden erteleme sürecinin tamamlanmış sayılmasının mümkün olabileceğini ifade etti.

Ancak Uçum, bu konuda nihai kararın yine yargı mercileri tarafından verileceğinin altını çizdi.

“KURUL YARGI VE YASAMANIN YERİNE GEÇEMEZ”

Takip ve Değerlendirme Kurulunun yetkilerine ilişkin tartışmalara da değinen Uçum, kurulun yargı yerine geçerek karar vermesinin veya yasama organı yerine norm koymasının söz konusu olmadığını söyledi.

Kurulun idari alanlarda görev ve talimat verebileceğini ancak yasama ve yargıya ilişkin konularda talep oluşturabileceğini ifade eden Uçum, sürecin kuvvetler ayrılığı ilkesi çerçevesinde yürütüleceğini belirtti.

 

TERÖR SUÇU İŞLEYEN ERTELEME HAKKINI KAYBEDECEK

Uçum, erteleme hakkından yararlanan kişinin bu süre içerisinde yeniden terör suçu işlemesi halinde erteleme hakkını kaybedeceğini söyledi.

Bu durumda ertelenmiş soruşturma, kovuşturma veya cezanın infazının devam edeceğini belirten Uçum, terör dışındaki bir suçun erteleme hakkını ortadan kaldırıp kaldırmayacağına ilişkin soruya ise, “Ertelemeyi ortadan kaldıracak tek şey terör suçu” yanıtını verdi.

ÖCALAN’IN STATÜSÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

Toplantıda Uçum’a Abdullah Öcalan’ın statüsü ve İmralı’daki koşullarına ilişkin kamuoyundaki tartışmalar da soruldu.

Uçum, Takip ve Değerlendirme Kurulunun oluşturduğu alt komisyonlardan birinin silah bırakma ve tasfiye sürecinin yakından takip edilmesine ilişkin olduğunu belirterek, Öcalan’ın süreçteki rolünün de bu çerçevede değerlendirilmesini beklediğini söyledi.

İmralı’da cezaevine bağlı ek bir ünite olarak oluşturulduğunu belirttiği yapının, Öcalan’ın süreçteki rolünü yerine getirmesine yönelik bir imkân olduğunu savunan Uçum, bunun hukuki statü değişikliği anlamına gelmediğini belirtti.

Uçum, “Bunlardan hükümlü statüsünün ortadan kalktığı şeklinde bir sonuç çıkarılamaz. Fiilen serbest bırakıldığı şeklinde de bir sonuç çıkarılamaz” dedi.

Öcalan’la yürütülen temasları “diyalog süreci” olarak nitelendiren Uçum, hedefin örgütün feshi, tasfiyesi ve silahların bırakılmasının tamamlanması olduğunu söyledi.

“PAZARLIK YOK, MÜZAKERE YOK; DİYALOG VAR”

“Terörsüz Türkiye” sürecine yönelik toplumsal desteği de değerlendiren Uçum, kamuoyunda sürecin yöntemine ilişkin bazı endişeler bulunabileceğini ancak terörün sona ermesi hedefine desteğin çok güçlü olduğu görüşünü dile getirdi.

Sürecin başında “Ne karşılığında verildi?”, “Pazarlık mı var?” ve “Müzakere mi yapılıyor?” şeklinde soruların gündeme geldiğini hatırlatan Uçum, şu ifadeleri kullandı:

“Bu Türkiye’ye özgü bir modeldir. Burada bir pazarlık yoktur. Burada bir müzakere yoktur. Burada bir diyalog vardır. Hedef terör örgütünün tasfiye edilmesidir, sistematik terörün tasfiye edilmesidir, silahların bırakılmasıdır.”

“BU KANUN FETÖ’YE VE DİĞER TERÖR ÖRGÜTLERİNE GENİŞLETİLEMEZ”

7595 sayılı Kanun’un kapsamına ilişkin tartışmalara da açıklık getiren Uçum, düzenlemenin müstakil, geçici ve özel bir kanun olduğunu söyledi.

Uçum, kanunun yalnızca PKK/KCK ve bağlantılı oluşumlara ilişkin olduğunu belirterek, “Bu kanun başka örgütlere, başka terör örgütlerine, FETÖ’ye ya da diğer terör örgütlerine genişletilmez” dedi.

Kanunun kişi bakımından örgütün kurucuları, yöneticileri ve kanunda belirtilen diğer kategorileri kapsayabildiğini ifade eden Uçum, ancak kişi bakımından kapsamda bulunmanın otomatik olarak kanundan yararlanmak anlamına gelmediğini vurguladı.

 

“BAŞVURU SÜRECİNDE HERKES BAŞVURUSUNU YAPSIN”

Uçum, altı aylık başvuru sürecinin başlaması halinde kişi bakımından kapsama girebilecek herkesin başvurmasının önemli olduğunu söyledi.

İlk aşamada istisna kapsamında olduğu gerekçesiyle başvurusu reddedilen bir kişinin soruşturma veya kovuşturmasında suç vasfının daha sonra değişmesi halinde şartları oluşursa kanundan yararlanmasının gündeme gelebileceğini belirten Uçum, “Başvuru süreci başladığında herkesin başvurması lazım, yöneticileri dahil” dedi.

Uçum, bunun kanunun kapsamının genişlemesi anlamına gelmediğini belirterek, “Kişi bakımından yararlananların sayısı artabilir. Yoksa kanunun tüm kapsamı genişlemez” ifadelerini kullandı.

ANAYASA MAHKEMESİ İHTİMALİNİ DEĞERLENDİRDİ

Uçum, kanunun Anayasa Mahkemesine taşınması ihtimaline ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Soyut ve somut norm denetimi yollarını anlatan Uçum, mevcut siyasi tablo itibarıyla soyut norm denetimi yoluyla başvuru yapılmasını beklemediğini söyledi.

Mahkemelerin ise önlerine gelen bir davada uygulanacak bir kanun hükmünü Anayasa’ya aykırı görmeleri halinde somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabileceğini belirten Uçum, buna rağmen kanunun kapsamının Anayasa Mahkemesi üzerinden genişletilebileceği görüşüne katılmadığını ifade etti.

“MECLİS TARİHİ BİR İŞ YAPTI”

7595 sayılı Kanun’a TBMM’de verilen geniş desteği de değerlendiren Uçum, siyasi partilerin “Terörsüz Türkiye” sürecinde önemli bir görev üstlendiğini söyledi.

Uçum, Türkiye’nin geçmişte terörün tasfiyesine yönelik çeşitli girişimlerde bulunduğunu ancak ilk kez TBMM’nin sürece bu ölçüde güçlü şekilde dahil olduğunu, komisyon kurulduğunu ve ardından kanun çıkarıldığını belirtti.

Kanun TBMM’de 467 oyla kabul edilmişti. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da bu sayının toplumdaki desteğin siyasete yansıması olduğunu ifade etmişti.

Uçum, “Bence tarihe geçtiler. Çok tarihsel bir iş yaptılar. 7595 sayılı Kanun, 28. Dönemin sonraki nesiller boyunca hatırlanacak çalışmalarından biridir” değerlendirmesinde bulundu.

“DEMOKRASİ VE YENİ ANAYASANIN MUHATABI BÜTÜN TOPLUMDUR”

Terörün tasfiyesinin ardından gündeme gelebilecek demokratikleşme ve yeni anayasa tartışmalarına da değinen Uçum, bu başlıkların mevcut süreçteki muhataplarla sınırlı olmadığını söyledi.

Uçum, “Bundan sonraki mesele demokrasinin geliştirilip güçlendirilmesi ise bu, bütün siyasi partilerin ve bütün toplumun muhatap olduğu ve özne olduğu bir meseledir” dedi.

Yeni anayasanın da bütün toplumun ve siyasi partilerin meselesi olduğunu belirten Uçum, DEM Parti’nin veya mevcut diyalog sürecinde rol alanların bu konularda tek muhatap olamayacağını ifade etti.

Uçum, daha ileri demokrasi ve yeni anayasa gibi başlıkların tüm siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, meslek kuruluşları ve toplumun bütün kesimleriyle konuşularak ortak bir mutabakat zemini içerisinde ele alınması gerektiğini söyledi.

DEM PARTİ’YE “DİL VE ÜSLUP” ELEŞTİRİSİ

Toplantıda DEM Parti’nin süreçteki tutumu ve bazı etkinliklerde kullanılan sembol ve ifadeler de gündeme geldi.

DEM Parti’nin bütününe ilişkin tek bir değerlendirme yapmanın doğru olmayacağını belirten Uçum, süreç için gayret gösteren ve aktif rol alan parti yöneticilerinin bulunduğunu söyledi.

DEM Parti’yi “çok parçalı bir yapı” olarak nitelendiren Uçum, partinin genel iradesinin sürecin hedefe ulaşması yönünde olduğunu savundu ancak zaman zaman “sapmalar” yaşandığını ifade etti.

Sahada provokasyon ve sabotaj ihtimallerinin de dikkate alındığını söyleyen Uçum, gelişmelerin yakından takip edildiğini belirtti.

Uçum özellikle kullanılan dile dikkat çekerek, devlet ve toplumla bütünleşme hedefinin bulunduğu bir süreçte etnik veya kimlik siyasetini öne çıkaran ifadelerin sürece zarar verebileceğini savundu.

Türkiye’nin pozitif hukukunda “siyasi tutsak” şeklinde bir hukuki statü bulunmadığını belirten Uçum, hukuki statülerin şüpheli, sanık veya hükümlü şeklinde tanımlandığını ifade etti.

MEDYAYA “SÜRECİ TAKİP EDİN” MESAJI

Uçum, “Terörsüz Türkiye” sürecinin iletişim boyutuna ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Sistematik bir medya stratejisi oluşturulması yönündeki görüşleri önemli bulduğunu ifade eden Uçum, buna karşın sürecin ve 7595 sayılı Kanun’un kendi içerisinde güçlü bir iletişim zemini oluşturduğunu savundu.

Tespit sürecinin, MGK’nın teyit kararının ve başvuruların nasıl yapılacağının kamuoyuna anlatılmasının önemli olduğunu belirten Uçum, medyanın yalnızca kanunun teklif ve kabul aşamasını değil uygulama sürecini de takip etmesi gerektiğini söyledi.

YENİ İNFAZ DÜZENLEMESİ GELİYOR

Uçum’un açıklamalarındaki önemli başlıklardan biri de genel infaz hukukuna ilişkin yürütülen çalışma oldu.

7595 sayılı Kanun’un başka düzenlemelere emsal teşkil etmeyeceğini özellikle vurgulayan Uçum, bundan tamamen bağımsız olarak genel infaz hukukunda reform hazırlığı bulunduğunu açıkladı.

Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısının 440 bini geçtiğini belirten Uçum, cezaevlerindeki yoğunluğun giderilmesi amacıyla Adalet Bakanlığının çalışmalar yürüttüğünü söyledi.

“GENEL AF DEĞİL, İNFAZ REFORMU”

Uçum, çalışmanın genel af anlamına gelmediğini özellikle vurgulayarak, “Önümüzdeki dönem infaz hukukuna ilişkin reformcu bir bakış açısıyla bir düzenlemeyi gündeme getireceğiz” dedi.

Yeni sistemde temel yaklaşımı, “Mahkûmlar için adil, mağdurlar için tatminkâr bir infaz sistemi” sözleriyle açıklayan Uçum, infaz süreleri dahil bazı alanlarda iyileştirmelerin gündeme gelebileceğini ancak teknik ayrıntıların henüz kesinleşmediğini söyledi.

 

FETÖ ve diğer terör örgütleri konusunda devletin hassasiyetlerinin devam ettiğini belirten Uçum, genel bir infaz düzenlemesi yapılsa dahi bazı terör suçları ve toplumu ciddi şekilde rahatsız eden suçlar açısından istisna ve kısıtlamaların gündeme gelebileceğini ifade etti.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ KANUNDAN YARARLANABİLİR Mİ?

Toplantıda eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 7595 sayılı Kanun’dan yararlanıp yararlanamayacağı da Uçum’a soruldu.

Uçum, MGK’nın teyit kararının ilan edilmesinin ardından başlayacak altı aylık süre içerisinde Demirtaş’ın da başvuru yapmasının önünde engel bulunmadığını söyledi.

Ancak bunun Demirtaş’ın kanundan yararlanacağı anlamına gelmediğini vurgulayan Uçum, başvurunun ilgili yargı mercii tarafından değerlendirileceğini belirtti.

Uçum, mahkemenin örgüt, kişi ve suç bakımından kapsam şartları ile istisnaları değerlendireceğini belirterek, “Nihayetinde oradaki kararı ilgili mahkeme verecektir” dedi.

Demirtaş’ın süreçle ilgili geçmişte destekleyici açıklamalar yaptığını hatırladığını belirten Uçum, bunu olumlu bulduğunu ancak Milli Güvenlik Kurulunun rolüne ilişkin bazı değerlendirmelerini eleştirdi.

Uçum, “Ben isterdim ki bu sürece sonuna kadar destek versin. Kendi hukuksal süreçlerinde de hukukun gereği neyse o olsun” ifadelerini kullandı.

“7595 SAYILI KANUN BAŞKA ÖRGÜTLER İÇİN EMSAL OLMAZ”

Diğer terör örgütleri açısından benzer süreçlerin uygulanıp uygulanamayacağına ilişkin soruyu da yanıtlayan Uçum, PKK/KCK meselesinin yaklaşık yarım asırlık geçmişi, can kayıpları, güvenlik, siyaset ve ekonomi üzerindeki etkileri nedeniyle diğer terör yapılanmalarından farklı koşullara sahip olduğunu savundu.

Devletin terör ve çatışma risklerini ortadan kaldırmak için farklı yöntemlerden yararlanabileceğini belirten Uçum, gelecekte başka bir örgüt açısından nasıl bir yöntem uygulanacağının o günün şartlarında değerlendirileceğini söyledi.

Ancak mevcut modelin başka örgütlere aynen uygulanacağı sonucunun çıkarılamayacağını vurgulayan Uçum, “Bu kanun özel bir kanun, kendine özgü bir kanun; asla emsal olabilecek bir kanun değil” dedi.

Uçum, devletin farklı ölçekteki güvenlik sorunlarına, bunların niteliğine uygun farklı yöntemlerle müdahale edebileceğini belirtti.

UÇUM’DAN “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” MESAJI

Uçum, açıklamalarının genelinde “Terörsüz Türkiye” hedefinin örgütün feshi, silahların bırakılması ve sistematik terörün sona erdirilmesiyle sınırlı bir süreç olduğunu vurguladı.

Bu sürecin demokrasi, yeni anayasa veya diğer siyasi başlıklarla bir pazarlık süreci şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Uçum, terörün tasfiyesinin ardından Türkiye’nin demokratikleşme ve anayasa gündeminin toplumun tamamının katılımıyla ele alınacağını ifade etti.

Uçum, sürecin hukuki çerçevesinin 7595 sayılı Kanun’la oluşturulduğunu belirterek, bundan sonraki aşamada tespit, MGK tarafından teyit ve ilan, altı aylık başvuru dönemi, dosya bazlı yargısal değerlendirme ve takip süreçlerinin işletileceğini söyledi.

Haberin ana manşetinde “UÇUM: ‘PAZARLIK YOK, MÜZAKERE YOK; DİYALOG VAR’” ifadesini tercih ettim; çünkü bütün açıklamaların ortak çerçevesini en iyi bu söz topluyor. TBMM’nin resmî kayıtları da 7595 sayılı Kanun’un 10 Ağustos’ta kabul edildiğini ve 18 Ağustos’ta Resmî Gazete’de yayımlandığını doğruluyor.  TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da kanunun 467 oyla kabul edildiğini açıklamıştı.

Günün Diğer Haberleri