Serap Ülkü Özdemir
Muğla bir yazı daha büyük orman yangınlarıyla geride bıraktı.
Fethiye ve Seydikemer başta olmak üzere birçok noktada günlerce süren mücadele sonunda alevler kontrol altına alındı. Orman teşkilatımız, itfaiye ekiplerimiz, belediyelerimiz, güvenlik güçlerimiz, sağlık ekiplerimiz, gönüllülerimiz ve sahada görev yapan tüm kahramanlar büyük bir fedakârlık ortaya koydu. Her birine minnet ve teşekkür borçluyuz.
Ancak yangınların söndürülmesi, görevimizin sona erdiği anlamına gelmiyor.
Asıl önemli süreç şimdi başlıyor.
Bugün artık "Yangın nasıl çıktı?" sorusundan daha önemli bir soruyla yüzleşmek zorundayız:
Bir sonraki yangını önlemek için bugün ne yapıyoruz?
İklim değişikliğinin etkilerini her geçen yıl daha ağır hissediyoruz. Muğla gibi orman varlığı yüksek bir kentte artık yangınları sadece söndürmeye odaklanmak yeterli değil. Riskleri azaltan, hazırlığı güçlendiren ve tüm paydaşları aynı hedefte buluşturan kalıcı bir anlayışa ihtiyaç var.
Bu nedenle Valiliğimizin koordinasyonunda; milletvekillerimiz, Büyükşehir ve ilçe belediyelerimiz, Orman Bölge Müdürlüğümüz, AFAD, üniversitelerimiz, meslek odalarımız, üretici birliklerimiz ve tüm sivil toplum kuruluşlarımızın katılımıyla kapsamlı bir Muğla Orman Yangınları Eylem Planı hazırlanmalıdır.
Bu plan sadece yangın anındaki müdahaleyi değil; yangın öncesi hazırlıkları, risk analizlerini, eğitim çalışmalarını, gönüllü organizasyonunu, teknolojik altyapıyı ve yangın sonrası rehabilitasyon süreçlerini de kapsamalıdır.
Sahada edinilen tecrübeler, geliştirilmesi gereken bazı alanlara da işaret ediyor.
Yangın havuzlarının sayısını artırmak kadar, bu havuzların yıl boyunca yeterli suyla beslenmesini sağlayacak alternatif su kaynaklarının oluşturulması ve gerekli altyapının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor.
Ormanla iç içe yaşayan mahallelerimiz ve kırsal bölgelerimiz için güvenli toplanma alanları önceden belirlenmeli, yönlendirme sistemleri oluşturulmalı ve vatandaşlarımız düzenli olarak bilgilendirilmelidir.
Yangın anında en önemli unsurlardan biri de güçlü koordinasyondur. Yardım etmek isteyen binlerce vatandaşımız oluyor. Ancak ihtiyaçların doğru tespit edilmesi ve yardımların planlı şekilde ulaştırılması, müdahalenin etkinliğini artıracaktır.
İyi niyetin, güçlü planlama ve koordinasyonla desteklenmesi büyük önem taşıyor.
Yangınla mücadele eden ekiplerin ihtiyaç duyduğu koruyucu ekipmanlar, teknik malzemeler ve diğer destekler önceden planlanmalı; yardım organizasyonları anlık ihtiyaçlara göre profesyonel bir koordinasyonla yürütülmelidir. Böylece hem kaynak israfının önüne geçilebilir hem de ihtiyaç duyulan malzemeler doğru zamanda doğru noktaya ulaştırılabilir.
Bunun yanında köylerimizde ve ormanla iç içe yaşayan mahallelerimizde düzenli yangın farkındalık eğitimleri verilmeli, gönüllü destek ekipleri oluşturulmalı ve erken uyarı sistemleri yeni teknolojilerden de yararlanılarak güçlendirilmelidir.
Bu noktada biz gazetecilere de önemli bir görev düşüyor.
Gazetecilik sadece yaşananları aktarmak değildir. Gazetecilik; kamu adına doğru soruları sormak, çözüm önerilerini gündeme taşımak ve verilen sözlerin takipçisi olmaktır.
Çünkü orman yangınları sadece yaz aylarında konuşulacak bir konu değildir. Bu mesele çevrenin de, tarımın da, turizmin de, ekonominin de ve çocuklarımıza bırakacağımız geleceğin de meselesidir.
Muğla'nın ormanları hepimizin ortak mirasıdır. Bu mirası koruyabilmek için kamu kurumlarımızın, yerel yönetimlerimizin, üniversitelerimizin, meslek odalarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın ve vatandaşlarımızın ortak akıl etrafında buluşması artık bir tercih değil, güçlü bir ihtiyaçtır.
Bu yazıyı bir eleştiri olarak değil, ortak bir çağrı olarak değerlendirmek gerekir.
Bugün atacağımız her doğru adım, yarın kurtaracağımız binlerce ağacın, yüzlerce canlının ve gelecek nesillere bırakacağımız yeşil bir Muğla'nın teminatı olacaktır.
Ormanlarımızın kaderini alevler değil, bugün alacağımız kararlar belirleyecek.
Bir sonraki yangını gerçekten bugün önleyebiliriz.