Bir varmış, bir yokmuş... Evvel zaman içinde, sahte gülücükler ve gerçek niyetlerin kol gezdiği Harikalar Kumsalı adlı büyülü bir diyar varmış. Bu kumsal o kadar güzelmiş ki, ay ışığında gümüş gibi parlar, sabah güneşinde altın gibi parıldarmış.
Halk demiş ki: "Bu yer Tanrı'nın hediyesi... Herkesindir!" Ama sarayın içinde başka planlar varmış.
Kral, tahtın bir köşesinde üzgünce oturan oğluna bakmış. Prens, zamanında saray hazinesini boşaltmış, büyük hatalar yapmış, şimdi ise kendini yeniden parlatmak istiyormuş. Kral gülümsemiş: "Üzülme evladım, sana Harikalar Kumsalı'nı veriyorum. Hem kayıplarını telafi edersin, hem de halk seni unutur..."
Prens gözlerini açmış, kurnazca sırıtmış. 3 altın kesesiyle gidip kumsalı almış. Ama sonra... 50 bin altın kesesi karşılığında başka diyarlardan gelen birine "devretmiş gibi" yapmış.
Saray neşe içinde kutlama yaparken, halk şunu sormuş: "Bu kumsal artık bizim değil mi? Ne oldu?" Sarayın tellalı cevap vermiş: "Kumsal her zaman halkındır... Sadece geçici olarak emanet edilmiştir!"
Ve işte böyle... Sahte bir prens, gerçek altınlarla, açılmayan kapıları açmış. Borçlarını silmiş, itibarını tazelemiş, ama halkın gözünde sadece masalın kötü karakteri olmuş.
Masal burada bitmedi... Çünkü sahneye artık Serap Ülkü çıkıyor. Geceleri kalemiyle, gündüzleri sesiyle masalın perdesini aralayan güçlü bir kadın...
Ve fısıltılar diyor ki: "Bu masalda iyi olan her zaman kazanır. Ama önce yalanlar biter, sonra masal güzelleşir..."

SERDAR CEMAL HOCA
İslam’da Helalleşme: Hesap Gününe Hazırlık
Serapla Tatlı Sert
Muğla’da Hesaplaşma Dili Siyaseti Zehirler
AKIN TEZEL
Tuşlu Cep Telefonları Kullanımdan Kalkıyor Mu?
Cemal Demirtaş
Bir Oğuz Vak'ası
YUSUF POLAT
Zirveye daha da zirveye
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hakan'ın Kalemin'den
Sevgili Dostlar...
DR.İSMAİL TEKPINAR
FİLİSTİN DE SOYKIRIM VAR SESLERİNİ DUYAN VAR MI?