Muğla
Giriş Tarihi : 28-06-2022 11:26   Güncelleme : 28-06-2022 12:13

Çimento firması köylülerden şikayetçi oldu

Çimento firması köylülerden şikayetçi oldu



Muğla’da kurulmak istenen Çimento Fabrikası’nın yetkilileri, iş makinelerinin önünü kesen köylülerden şikayetçi oldu. 
Çevreciler, “Havasına, suyuna, toprağına, bağına, bahçesine, zeytin ağacına, ormanına yani yaşam alanlarına sahip çıkmak ne zamandan beri suç olmuştur? Yaşam alanlarına sahip çıkmak en temel insan hakkıdır” diyerek isyan etti.
Muğla’nın Menteşe İlçesine bağlı Bayır Mahallesi ile Yatağan’a bağlı Deştin Mahallesi sınırlarında yapımına başlanan ve entegre çimento fabrikasına tepkiler sürüyor.
Fabrikaya karşı bölge halkının hukuk mücadelesi ve 13 Nisan’da kurdukları çadırdaki direnişi de sürerken şirket, 9 Mayıs günü iş makinelerinin önünü kesen ve bölgeye girişine izin vermeyen köylülerden şikayetçi oldu. Bayır Jandarma Karakolu’ndan aranan 11 köylü ifade verdi.
Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Menteşe Meclisi, Deştin Çevre Platformu, Bayır Çevre Komitesi de köylüleri karakol önünde yalnız bırakmadı.
Köylüler ifade verdikten sonra mahalle meydanında konuya ilişkin basın açıklaması yaptı. 
Grup adına açıklamayı okuyan Haluk Özsoy, çimentocu firmanın yaşam alanlarına sahip çıkan köylüleri, çevrecileri, ekolojistleri, yeşilleri birer terörist gibi gösterip avukatları Aytaç Cenk Özen, Zülfiye İzbek, Ayşe Gizem Atabay aracılığıyla Yatağan Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu söyledi.
Avukatların köylüler için ‘Bir çevre eylemi yaptıkları iddiası ile müvekkiline ait inşaat sahası giden yolu araçları ile geçişe kapatarak, müvekkile ait şantiye sahasına geçecek araç ve insanları fiilen engellemiş ve geçişlerine izin vermemişlerdir’ iddiasında bulunduklarını belirten Özsoy, "Havasına, suyuna, toprağına, bağına, bahçesine, zeytin ağacına, ormanına yani yaşam alanlarına sahip çıkmak ne zamandan beri suç olmuştur? Yaşam alanlarına sahip çıkmak en temel insan hakkıdır. Şikayetçi avukatlar şikayete konu olan suçu işleyen şahısların isimlerini tam olarak tespit edilememiştir demektedirler. Buradan ihbarda bulunuyoruz bizler, MUÇEP Menteşe Meclisi, Deştin Çevre Platformu ve Bayır Çevre Komitesi üyelerinin tamamı olarak Çimento Yıkım Projesine karşıyız ve yaşam alanlarımıza sahip çıkma ‘suçunu’ hep birlikte işledik ve bu ‘suçu’ işlemeye devam edeceğiz." diye konuştu.
Özsoy, kendilerinin de çimento şirketi hakkında suç duyurusunda bulunduklarını ifade ederek,  ÇED olumlu raporunun iptal edilmesi için dava açtıklarını hatırlattı.
Menteşe Belediyesi ve Muğla Büyükşehir Belediyesinin de kendilerinin yanında davacı olduğuna dikkati çeken Özsoy, "Bayır’da yaşayan ve 30 yıldır havasını, suyunu, toprağını korumak için çimento yıkım projelerine karşı mücadele etmekte olan Bekir Kaymak arkadaşımız çimentocu şirketin avukatları tarafından kendi zeytinlik alanında direniş çadırı kurulmasına izin verdiği için ‘yasadışı eylemlerin lojistik üssü olarak kullandırmakla’ suçlanarak hedef gösterilmiştir. Direniş çadırımız yasadışı eylemlerin lojistik üssü değil yasa dışı çimento yıkım projesinin önlenmesi için gece-gündüz yedi yirmi dört direnmenin, yaşam alanlarına sahip çıkılmanın güzel bir örneğidir." dedi.
“MUĞLA CENNET KALACAKTIR”
Özsoy, eylemler nedeniyle çimentocuların korkmaya devam etmeleri gerektiğini de dile getirerek, şunları kaydetti:
"Havasını, suyunu, toprağını zehirleyip yok edecek ve 12 köyü ve binlerce insanı yerinden yurdundan edip göç etmek zorunda bırakacak olan bu yıkım projesi nedeniyle binlerce insan zaten yıllardır kaygı içinde yaşamaktadır. Korkma ve kaygı duyma sırası onlarda. Buradan haykırıyoruz binlerce insanı mağdur edecek bu yıkım projesini sizlere yaptırtmayacağız. Çimentoya inat, yaşasın hayat. Destin çayı özgür akacak, Muğla cennet kalacaktır.”
Ali Turbalıoğlu da 9 Mayıs günü orada olmamasına rağmen isminin verildiğini iddia etti.
Eylen günü orada olmadığını savunan Turbalıoğlu, "Daha sonra avukatımız aracılığıyla haberim oldu. Orada bir eylem olduğunu söyleyip şikayette bulunmuşlar ama ben orada yoktum. Adımı da kimin verdiğini bilmiyorum. Ben Çimento Fabrikası’na başından beri karşıyım. Bu bölgede yaşayan, çiftçilik yapan biriyim. Burada içinde 13 tane maden arama ruhsatı olan fabrikanın buraya zarar vermeme imkanı var mı? O yüzden ben karşıyım, yapılmasını istemiyorum. Umarım yetkililer de sesimizi duyacaktır” diye konuştu.
Köylülerin avukatı Nuray Şahbudak ise şunları aktardı:
“Soyut beyanlarla ve haksız ispatlar temel amaca, bu mücadeleye gönül veren, destek veren ve hukuka aykırılığını haykıran vatandaşın sesini kısmak olan bu çimentocu şirketin, hukuk sürecinde kaybedeceği kesindir. Temel olan yaşam hakkıdır. Yaşam hakkının korunması amacıyla mücadele veren insanların sesi asla kısılamaz. Doğanın, yaşamın sesini kısmanız mümkün değildir."