Gazete Milas - Milas Haber Sitesi
Gazete Milas - Milas Haber Sitesi
KÖŞE YAZISI

Uzlaşma Çağrısı, Boşalan Sıralar: Yeni Anayasa Kiminle Yapılacak?

Paylaş:

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi yeni yasama yılına önemli bir siyasi çelişkiyle başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Meclis kürsüsünden yeni ve sivil anayasa çağrısı yaparak içinde bulunduğumuz yasama yılının bir “anayasa yılı” olmasını istedi. Ancak ana muhalefet konumundaki Yeni Parti milletvekilleri, Cumhurbaşkanı salona girdiğinde ayağa kalkmadı ve konuşma başlamadan Genel Kurulu terk etti.

Ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin temel sorununu bir kez daha gösterdi: Anayasa metninden önce güven ve muhataplık sorunu bulunmaktadır.

Anayasa, yalnız iktidarın hazırlayacağı teknik bir hukuk metni değildir. Devlet ile millet arasındaki temel sözleşmedir. Toplumun bütün kesimlerinin kendisini içinde görebileceği, iktidar değişse bile geçerliliğini koruyacak ortak bir siyasal zemindir. Bu nedenle anayasa yapım sürecinin başarısı, kaç milletvekilinin “evet” dediğinden önce kaç farklı görüşün özgürce müzakere edilebildiğiyle ölçülmelidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın darbe döneminin izlerini taşıyan mevcut anayasanın yerine demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa yapılması gerektiğine ilişkin çağrısı önemlidir. Anayasanın ilk dört maddesi hakkındaki tutumun değişmediğinin açıklanması da kamuoyundaki bazı tereddütleri gidermeye yöneliktir.

Ancak yeni anayasa hedefinin siyasi karşılık bulabilmesi için muhalefetin sürece yalnız alkışlayan bir izleyici olarak değil, eşit ve meşru bir müzakereci olarak katılması gerekir. İktidar, muhalefetin itirazlarını devlete yönelik bir tehdit gibi görmemeli; muhalefet de Meclisi ve müzakere kanallarını terk etmeyi sürekli bir siyaset yöntemi hâline getirmemelidir.

Yeni Parti’nin protestosu siyasi bir mesajdır. Fakat demokraside güçlü muhalefet yalnız salonu terk eden değil, salonda kalarak alternatifini ortaya koyan muhalefettir. Erdoğan’ın anayasa teklifine karşı çıkılıyorsa bunun gerekçeleri açıklanmalı ve toplumun önüne kapsamlı bir karşı anayasa modeli konulmalıdır.

Türkiye’nin önünde terörle mücadeleden ekonomik güvenliğe, adalet reformundan yerel yönetimlere kadar geniş bir sorun alanı bulunmaktadır. “Terörsüz Türkiye” sürecinde oluşan Meclis mutabakatı, farklı siyasi partilerin millî meselelerde birlikte hareket edebileceğini göstermiştir. Fakat aynı uzlaşma zemininin yeni anayasa için kurulabilmesi, karşılıklı güveni ve siyasetin dilini değiştirmeyi gerektirir.

Devlet aklı, yalnız devletin devamlılığını korumak değildir. Devlet aklı; iktidarın gücünü hukukla sınırlamak, muhalefetin varlığını güvence altına almak ve toplumsal farklılıkları ortak bir vatandaşlık çatısı altında buluşturmaktır. Kalıcı anayasa, iktidarın gücünü artıran değil, iktidar kimde olursa olsun vatandaşın hukukunu koruyan anayasadır.

Muğla’dan Ankara’ya kadar yurttaşın beklentisi anayasa tartışmasının parti hesaplarına sıkıştırılmamasıdır. Yeni anayasa; belediyelerde şeffaflığı, kamuda liyakati, yargıda bağımsızlığı, siyasette hesap verebilirliği ve temel hakları güçlendirmelidir. Aksi hâlde değişen yalnız maddeler olur; devlet ile toplum arasındaki güven sorunu devam eder.

Erdoğan’ın çağrısı iktidar açısından bir samimiyet sınavıdır. Muhalefetin tavrı da demokratik sorumluluk sınavıdır. İktidar gerçekten uzlaşma istiyorsa kapıyı açık tutmalı; muhalefet de o kapıdan kendi ilkeleriyle girmelidir.

Çünkü anayasa boşalan sıralarla değil, dolan müzakere masalarıyla yapılır.

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, Gazete Milas - Milas Haber Sitesi yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Prof.Dr. Bekir TAVAS — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.