ATV Kanalında Anadolu Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat'ın hayatını anlatan bir dizi oynuyor. Onu izliyorum. Celaleddin isimli bir kardeşi var, o da tahta geçmek için çeşitli entrikalar yapıyor. Celaleddin bir gün hazinesinden birkaç sandık altın alır ve bunu pazar yerinde toplanan halka dağıtmaya başlar. Amacı taraftar toplamaktır. Bunu haber alan Alaeddin de boş durmaz "Vay namussuz, benim altımı oyuyor" diyerek o da başka bir mekanda altın dağıtımına girişir.
Tarihimizde devletin "baba" rolünü üstlendiğiniz ilk örnekleridir bunlar. Devlet halka karşılıksız olarak bir şeyler vermek zorundadır. Halk avucunu açarak bekler, ama bunların nereden geldiğini sorgulamak aklına gelmez. Osmanlı'da da aynı gelenek devam etmiştir. Cülus bahşişi, padişahın çocuklarının sünnet bahşişi, bayram harçlığı gibi çeşitli isimlerle devlet halka para dağıtmıştır.
Halka para dağıtacaksın ama bunun bir kaynağı olmalı. Osmanlı Devletinin güçlü yıllarında bu kaynak mevcuttu. Ticaret yollarının üzerinde oturan devlet gelen geçenden para alıyordu. İkinci kaynak ise fetihler yoluyla haraca bağlanan Batılı devlerden geliyordu. Batılılar sonunda uyandılar. Amerikayı ve Çin'e giden yolu keşfettiler. Ticaret ve sanayi ile güçlendiler. Artık Osmanlı'ya haraç da vermiyorlar, topraklarından geçmek için vergi de ödemiyorlardı. Devletin gelirle bir anda sıfıra düştü. Artık halka para dağıtmak şöyle dursun memurlara maaş verebilmek için bir zamanlar haraca başladıkları Batılılardan borç almak zorunda kaldılar. Böylece Osmanlı Devleti yıkıldı.
Osmanlı yıkılmasına yıkıldı ama halkın gözündeki "devlet baba" görüntüsü kaybolmadı gitti. İnsanlar yirmi birinci yüzyılda bile devletin kendilerine karşılıksız bir şeyler vermesi gerektiğini düşünüyorlar. Ama devletin bu parayı nereden bulacağını hiç hesaba katmıyorlar.
İşte mazot zamları karşısında koparılan yaygara bu düşüncenin ürünü. İnsanlar istiyor ki devlet mazotu pahalıya alsın, ama halka ucuza satsın. Bunun nasıl yapılacağını sorduğumuzda da kalkıyorlar Danimarka Başbakanının bisikletle işe gitmesini gösteriyorlar. "Tayyip de bisiklete binsin. Peşindeki arabalar da ne oluyor. Fuzuli masraf. Hepsi gösteriş." Danimarka başkenti Kopenhagın bir ucundan diğerine 10 km olduğunu, yolların dümdüz olduğunu bilmezler. Başbakanlarını kimsenin hedefi olamayacak kadar önemsiz bir kişi olduğunu da akıllarına getirmezler. Adam belki gösteriş için bisiklete biniyordur, belki de gerçekten spor yapmak istiyordur. Orasına karışamayız. Ama Türkiye'de cumhurbaşkanı Ankara sokaklarında bisiklete binerse daha yüz metre gitmeden yabancı servisler işini bitirir, bunu düşünmezler.
Eski cumhurbaşkanı Necdet Sezer'in kırmızı ışıkta beklediğini ballandıra ballandıra anlatırlar. Türkiye'nin cumhurbaşkanının mesaisi kıymetlidir. Onun kırmızı ışıkta beklemesi mesaiden çalmak anlamına gelir, bunu hiç akıllarına getirmezler. Hatta o kadar ileri giderler ki sıradan bir milli eğitim müdürünün eşinin bir süre makam arabasında görünmesini felaketmiş gibi dillerine dolarlar.
Şimdi gelelim mazota: ham petrolun çıkarma maliyeti 2-15 $ arasında, satış ise 100 $ aşmış durumda. Tabi aynı fark mazota da yansıyor. Petrol şirketlerinin kârı % 1000 civarında. Böyle bir rakam bütün dünyayı yerinden oynatır. Nitekim oynatıyor da, savaşlar bunun için çıkıyor. Bölgede savaş sürdükçe fiyatlar da artıyor, Türkiye'de ise yeterli petrol bulunmadığı için biz de petrolu bu yüksek fiyatlardan almak zorunda kalıyoruz. Şimdi bizimkiler diyor ki devlet petrolu alsın ama bize ucuz versin. O zaman bunlara sormak gerek, aradaki farkı kim ödeyecek. Yoksa zenginlerin mallarına el mi koysunlar, onu mu istiyorsunuz. Önce siz başlayın o zaman, ufaktan ufaktan sattığınız arsalardan kazandığınız paraların bir kısmını devlete katkı olarak verin, sonra da devlet bu büyük zenginlerin tepesine çöksün.
AKIN TEZEL
Mazot Neden Pahalı
SERDAR CEMAL HOCA
Dünya Hayatının Görünen Yüzü ve Ahiret Gerçeği
YUSUF POLAT
Kocaman bir hayal kırıklığı
Prof.Dr. Bekir TAVAS
Muğla’da Cumhur İttifakı Ortak mı, Rakip mi?
Serapla Tatlı Sert
Bir Sonraki Yangını Bugün Önleyebiliriz
Cemal Demirtaş
Bir Oğuz Vak'ası
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hakan'ın Kalemin'den
Sevgili Dostlar...
DR.İSMAİL TEKPINAR
FİLİSTİN DE SOYKIRIM VAR SESLERİNİ DUYAN VAR MI?