Bundan yedi sekiz yıl önce çalıştığım gazeteye LGBTI konusunda bir yazı yollamıştım. Süslü teyzeler hemen harekete geçmiş, bizim patrona beni şikayet etmişler. Ben de fazla sıkıntı olmasın diye o gazeteye yazı yazmayı bıraktım. Konu yine gündemde, ben yine yazacağım. Ama artık bu gün süslü teyzelerin gidip Serap Hanım'a beni şikayet edebileceklerini sanmıyorum.
Çoğu vatandaş LGBTI' nın açılımını soruyor. Bu İngilizce bir kısım isimlerin baş harflerinden oluşuyor. L-lesbian= Kadın kadına cinsel ilişki yapan, G- gay= erkek erkeğe cinsel ilişki yapan, B-biseksual = her iki cinsle de ilişki yapan,T-trans= Doğuşta erkek olduğu halde kendini kadın hisseden, I- intersex= her iki cinsin de özelliklerini taşıyan.
Devletimiz geçtiğimiz günlerde bu gibi kişilerin oluşturduğu örgütlenmelere karşı bir takibata girişti. Bunların bir kısmını yakalayarak mahkemeye sevk etti. Malum çevreler hemen itiraza başladı. Bu kişilerin kimliklerini öğrendiğimize göre bunlara nasıl davranılacağını da bilmemiz gerekir.
İddiaya göre bu eğilim bir kişisel tercih meselesidir. Yani kişi olgunlaştığında hangi cinsi seçeceğine karar verir ve o yolda devam eder. Bunun gerçekle bir ilişkisi olmadığını biliyoruz. Öyle olsaydı insanların cinsel organlarında yapılacak ameliyatlarla cinsiyet değiştirmesi mümkün olurdu. Hatta daha da ileri gidelim, bir insan kuş olup uçmak istese uzman bir operatöre gidip kendisine bir çift kanat taktırarak kuş olabilirdi.
Bu iddia sahipleri varlıklarını sürdürebilmek için iddialarına sıkı sıkı sarılıyorlar. Cinsiyet seçimi bir tercih meselesi olarak görüldüğünde bunun tartışması demokratik özgürlükler alanına giriyor. Gerçekte LGBTI sorununun kaynağında kalıtımdan gelen psikolojik uyumsuzluklar yatıyor. Bazılarında bu eğilim ömür boyu etkin olmuyor. Bazılarında ise çocukluklarında geçirdikleri bir kısım tecrübeler sonucu etkinleşiyor ve sorun haline geliyor. Kişi anatomik yapısından farklı hissetiği için sorunlar başlıyor ve karşı cinse benzemek için çaba gösteriyor. Bu da tam olarak mümkün olmadığı için bunalımlar içinde yaşantısını sürdürüyor.
Tam bu arada küreselci çete devreye giriyor. Sapkın derneklerine olağanüstü destekler sağlıyor. Bu dernekler sapkınlık propagandası yaptıkça bazı kişilerde saklı olan eğilimler hızla açığa çıkıyor. Hatta insanlar bu sapkın eğilimlerini sürdürebilmek için bir kısım tıbbi yollara başvuruyorlar. Sonuçta doğurganlık azalıyor, küreselcilerin istediği nüfus planlamasına zemin hazırlanmış oluyor.
Cinsiyet seçimini bir tercih olmadığını, doğuştan gelen bir psikolojik rahatsızlığın ürünü olduğunu gördük. O halde bunun tedavisi de az çok mümkün oluyor. Sapkınların arzuladığı yönün tam tersi hormon tedavisi, sapkınların olduğu ortamdan uzak kalmak, çeşitli telkinler ile bu hastalığı büyük ölçüde sonlandırmak, gelişmesini önlemek mümkün oluyor. İşte bu durumda malum lobi sokaklara dökülüyor, özgürlük, özgürlük diye bağırıyor.
Bu bağırmasına temel olarak da Dünya Sağlık Örgütünün 1995 yılında küreselci çetenin baskısıyla aldığı karar oluşturuyor. O tarihe kadar LGBTI bir hastalık olarak görülüyor ve tedavisi mümkün olduğu sürece bu yöntem öneriliyordu. Ancak bu tarihte LGBTI bir hastalık değildir diye karar aldılar. İnsanlar hastaysa devletin onları tedavi etmesi gerekir, üstelik bu onların hakkıdır. Buna karşın hasta bir insanın ben hasta kalmak istiyorum, tedavi olmayacağım, hastalığımı da başkalarına bulaştıracağım deme hakkı yoktur. Nasıl ki grip olanlara sokağa çıkma yasağı koyduk, bu insanlara da sapkın dernekler kurup hastalığı yayma hakkı tanıyamayız. Tutacaksın, götüreceksin, ne tedavi yapmak gerekiyorsa yapacaksın. En azından başkalarını da hasta etmelerini engelleyeceksin.
Biz devletimizin bu sapkın çetelere karşı verdiği mücadelede sonuna kadar yanındayız.
AKIN TEZEL
Bir Kale Daha Düştü
Prof.Dr. Bekir TAVAS
12 Eylül: Demokrasiye Vurulan Darbenin Bitmeyen Gölgesi
SERDAR CEMAL HOCA
Ticaret Odalarında Neden Vizyon Yok?
Serapla Tatlı Sert
Bir Sonraki Yangını Bugün Önleyebiliriz
Cemal Demirtaş
Bir Oğuz Vak'ası
YUSUF POLAT
Zirveye daha da zirveye
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hakan'ın Kalemin'den
Sevgili Dostlar...
DR.İSMAİL TEKPINAR
FİLİSTİN DE SOYKIRIM VAR SESLERİNİ DUYAN VAR MI?