Önceki gün Şehit Fethi Bey Parkında bir tören düzenlendi. Yeni gelen dip çamuru makinasının çalışmaya başlaması ve körfezin çeşitli yerlerine konulan mapa şamandıra bağlantılarının hizmete alınmasıyla ilgiliydi. Tören gerçekten güzel bir şekilde hazırlanmıştı. Giriş yerinde kurulan bir masada bilim adamları temizliğin nasıl yapılacağı konusunda bilgi veriyorlardı. Vatandaşın güneşten etkilenmemesi için gölgelik çadır bile düşünülmüştü. Bir köşede ise susayanlara su ikramı yapılıyordu.
Bizi esas hayrete düşüren katılımcıların kimliği oldu. Bu gibi törenlerde yatırım sahibi hangi kurum ise o kurumun personeli düzenlemeyi yapar. Ayrıca emniyet gibi, acil servis gibi yasal olarak orada bulunması gereken kurumlar elemanlarını hazır bulundurur. Ama tören biraz farklıydı. Çevre Bakanlığı ve Fethiye Belediyesi tarafından ortak olarak hazırlanmıştı. Her iki kurumun yetkilileri de görevlerini layıkıyla yaptılar.
Tören yerine sorumlu Çevre Bakanı Murat Kurumun gelişi de ilgimizi çekti. Yine protokol gereği onu izleyecek olan vali, kaymakam ve kendisine başlı kurum amirleri dışında Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Fethiye Belediye Başkanı Âlim Karaca, Elazığ CHP milletvekili Gürsel Erol, Ak Parti milletvekili Kadem Mete de tören alanında Murat Kurum ile yerlerini aldılar ve bu kişilerin hepsi de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bakanı öven birer konuşma yaptılar.
Diğer çoğu ülkede iktidar ile muhalefetin bazı durumlarda birlikte hareket etmesi olağan karşılanır. Fethiye konusunda da bunun böyle olması gerekir. Körfez hiçbir siyasi partiye ait değildir. İktidarı ile, muhalefeti ile tüm vatandaşlar körfezin temizlenmesinden yarar sağlayacaktır. O halde birlikte hareket etmekten başka bir çözüm yoktur.
Ama Türkiye'de işler biraz farklı yürür. Örneğin bir muhalefet milletvekili zamanında 'İktidar en doğru işi yapsa bile bizim görevimiz ona karşı çıkmaktır' biçiminde bir söz söylemişti. Siyasi tartışmanın karşısındakini karalamak şeklinde anlaşıldığı ülkemizde bu toplantıda gösterilen birliktelik doğrusu bizleri biraz şaşırttı. Umarız önümüzdeki günlerde de bu bahar havası devam eder.
Aslına bakarsanız biraz kafamız karışık. Olanları anlamakta güçlük çekiyoruz. Birdenbire bu değişim neden oldu. Öte yandan Türkiye'de oluşan siyasi tablo bize bir fikir verir mi diye bakıyoruz. Bir taraftan CHP'den ve diğer ufak partilerden istifa eden bir kısım siyasiler Ak Parti'ye koşuyor. Bunların bir kısmı bu partide yerlerini alıyor, bir kısmına ise hayırlı işler sen biraz bekle deniliyor. Öte yandan CHP'den yeni kurulan Yeni Partiye doğru oldukça büyük bir akın var. Ama Muğla Büyükşehir Başkanı olsun, Fethiye Belediye Başkanı olsun henüz tavrını belirtmedi.
Ahmet Arasın eşi Gonca Hanım Yeni Parti'ye geçti. Hayırlı olsun. Biz bu hareketin aile içinde birlikte alınmış bir karar olduğunu düşünüyoruz. Yoksa Ahmet Abi " Hanım, ben CHP'de kalıyorum, ne halin varsa gör" diye bir serzenişte bulunmamıştır. Her ikisi bu durumda biraz beklemesinin daha uygun olacağını düşünmüşlerdir.
Aynı kararsızlık Âlim Bey cephesinde de mevcut. Birlikte çalıştığı CHP kadrosunun önemli bir bölümü Yeni Partiye geçti. Şimdi CHP'li olarak kalsa Yeni Parti'den oy alamaz. Davranışları da birbirini tutmuyor. Yeni Parti'nin açılış törenine katıldı, CHP'nin kuruluş yıldönümü törenine katılmadı, ama bu konuda bir bildiri yayınladı.
Sözün kısası kadrolar bir bekleyiş içinde. Siyasetin gelişimine göre hareket edeceklerini düşünüyorum. Ancak ortada bir soru var. Muğla'da tüm partilerin içinde kolları olan ve siyaseti düzenlemeye çalışan bir akım var. Acaba onlar bu işin neresinde diye düşünmeden edemiyoruz.
Biraz da tören alanının girişinde, suyun nasıl arıtılacağını uygulamalı olarak gösteren tezgahtan söz edelim. Başlarında bir profesör ve birkaç mühendis bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar. Gittim baktım. Konuştuk. Olaya biraz yabancı olmak dışında iyi çalışmış arkadaşlar. Bilim adamlarının biraz sahaya daha çok inmeleri doğru olur diye düşünüyorum. Bir de Fethiyelilerin bu masaya ilgisizliği dikkatimi çekti. Çoğu ne olup bittiğini anlamak gayretinde değil. Orada Bakanı görüp alkışlamaya gelmişler. Sorsak şimdi bu gemi nasıl çalışacak diye çoğu doğru dürüst anlatamaz. Ne yapalım, bu kadar işte.