Birileri bir akıl vermiş, bizimkiler de hemen üstüne atlamışlar. Oraya, buraya şişe toplama makinaları yerleştirmişler. Duyduğumuza gör daha yenileri de gelecekmiş. Biz bu uygulamanın çevreyi koruma açısından bir işe yaramayacağını, devlete bir yük olacağını biliyoruz. Neden?
Yine insan davranışlarından başlayalım. Marketten bir şişe suyu alıp, bunu içip bitiren insan iki türlü davranır; ya bu şişeyi içi boşalır boşalmaz yere atar, ya da çevresinde gördüğü bir çöp kovasına. Bu insanın, hele bir de acele bir yerlere gidiyorsa, alinde şişeyle sokak sokak dolaşıp 1 lira kazanmak için şişe toplama makinası aramasını bekleyemeyiz. Bu şahsa hizmet için her köşe başına bu aletlerden yerleştirsek buna da devlet bütçesi yetmez.
İnsanların evde içtikleri suyun şişelerini topladıklarını düşünelim. Belki bir kısım ev kadınları biriktirdikleri 15-20 şişeyi bir poşete koyarak en yakın şişe toplama makinasına götürmek isteyecektir. Bu da anlattığımız gibi her köşe başına bir makina koymakla mümkün olur.
Makinalar toplu şişe kullanımının yaygın olduğu restoran ve okul gibi bölgelere yerleştirilirse belki kullanım alanı bulur. Genelde restoranlar bu şişeleri bir çuvala koyup çuval dolduğunda bir çalışanına verir ve en yakın çöp kazanına atmasına söyler. Şİmdi bu çalışanın elinde uygun kart olduğunu düşünelim, gider şişeleri makinaya atar ve birkaç lira kazanmış olur. Ama bu da zaman kaybıdır. İşvereni onu beklerken o makina kuyruğunda beklerse işler yine karışır.
Şişeler bir başka şekilde de makinaya girer. İşsiz güçsüz vatandaşlar çöp kovalarını dolaşarak şekli bozulmamış şişeleri toplar ve makinaya atıp parasını alır. Ama burada da karşımıza bir sorun çıkıyor. İstanbul'un hangi semtinde bilmem bir büyük mağazaya bu makinalardan koymuşlar. Adamın biri de çöpten topladığı şişeleri getirip bu mağazadaki makinaya atıyormuş. Zamanla ortalığı bir koku sarmış, çöpten çıkan şişeler mağazayı kokutmuş. Belki de adamı kapı dışarı etmişlerdir.
Gelelim işin en eğlenceli tarafına. Bu şişe toplama işi Çevre Ajansı denilen bir kurum tarafından yürütülürmüş. Devlete bağlı bu kurum Türkiye Odalar Birliği ve Esnaf Konfederasyonu ile birlikte çalışırmış. İşin finans yönünü de yine bir ortak finans kuruluşuna vermişler. Ama yapılan masrafın kaynağı nereden geliyor, henüz öğrenemedik. Ancak bu şişe işi başlar başlamaz şişeli meşrubat üreten şirketler ürünlerine şişe başına 3 lira zam yapmışlar. Bu da bizim hesapladığımız maliyetle aşağı yukarı aynı. Demek ki bu işin maliyeti meşrubat üreticilerinden çıkacak. Onlar da sırtlarındaki yükü vatandaştan alacak.
Zamdan haberi olan bir kısım vatandaş hemen üç harfli büyük mağazalara ver yansın ediyor. Bu üç harfli mağazalara bizim de eleştirimiz var ama adamların bunda suçu ne? Kendilerine zamlı olarak satılan suyu onlar da zam yaparak müşteriye ulaştırıyorlar.
Burada esas sorunun kimse farkında değil. Onu da biz anlatalım. Şirketler şişe toplama işi kendilerine bir yük yüklediği için ürünlerine zam yaptılar. Bunu anlayışla karşılarız. Ama bir de hesaplayalım, Türkiye'de bu makinaların toplayacağı şişe sayısı en hızlı zamanda bile toplam tüketimin onda birini geçmeyecektir. O halde meşrubat şirketleri hiç hak etmedikleri halde satışlarının onda dokuzunu zamlı olarak yapmakta dır. Bunu nasıl açıklayacağız.
Görülüyor ki düşünmeden ortaya konulan bir uygulama hiç istenmeyen sonuçlar doğuruyor, ayrıca amacı olan çevreyi korumak konusunda hiçbir katkıda bulunmuyor. Atıkların geri dönüşümünü piyasa kuralları içinde hiç müdahale etmeden sağlayabiliriz. Ne devletten bir kuruş para çıkar, ne de vatandaştan. Ama yetersiz de olsa çalışan bir düzeni orasından burasından kırparak bir sonuç almaya çalışmak işleri daha da kötüleştirir.
Bu arada gerek resmi kuruluşlar olsun, gerekse ilgili özel kuruluşlar olsun sistemin işleyişi ile ayrıntılı bilgi verirlerse onları da burada okuyucularımıza sunarız.
AKIN TEZEL
Şişe Toplama Makinaları İşe Yarar Mı?
SERDAR CEMAL HOCA
Allah’a Yakınlığın En Kestirme Yolu – İnsanlara Hizmet
Serapla Tatlı Sert
Muğla’da Hesaplaşma Dili Siyaseti Zehirler
Cemal Demirtaş
Bir Oğuz Vak'ası
YUSUF POLAT
Zirveye daha da zirveye
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hakan'ın Kalemin'den
Sevgili Dostlar...
DR.İSMAİL TEKPINAR
FİLİSTİN DE SOYKIRIM VAR SESLERİNİ DUYAN VAR MI?