Önce geçtiğimiz haftaların birinde gerçekleşen Fethiye Belediye Meclisi toplantısından başlayalım. Olay kısaca şöyle; Fethiye kıyı bandında yer alan bir kısım işletmelerin imar planında belirtilen sınırın üstünde genişleme yaptıkları bilinmekte. Fethiye Belediyesi de buna karşı hiçbir işlem yapmamakla suçlanıyor. Çevreciler malum nakaratlarını tekrarlıyorlar "Kıyılar halkındır". Doğal olarak bakanlık Belediye hakkında görevini ihmal ettiği konusunda bir soruşturma başlatıyor. Tam bu soruşturma dillendirilmeye başlandığında Fethiye Belediye Meclisine getirilen bir öneri ile Sahil Bandı ihalesine katılması konusunda Belediye Başkanına yetki isteniyor. Öneri sahipleri Belediye ile Çevre Bakanlığı arasında bir uzlaşmaya varıldığı, Belediyeye bedelsiz tahsis edilen Sahil Bandının ihaleye çıkarılacağı, bu arada imar planının mevcut yapılaşmaya uygun biçimde yeniden oluşturulduğu, böylelikle Fethiye Belediyesine yapılmakta olan soruşturmanın otomatikman ortadan kalkacağını anlatıyor. Söz konusu toplantıya Cumhur İttifakı üyeleri çeşitli nedenler ileri sürerek katılmıyorlar, sadece Ak Partili üye Yusuf Çaylı konunun ayrıntılı bir şekilde görüşülmesi talebinde bulunuyor. Yapılan oylamada CHP tam kadro evet, İyi Parti ise hayır oyu kullanıyor ve öneri kabul ediliyor.
Burada tarafların durumunu yorumlayalım. Belediye memnun, soruşturmadan kurtuluyor. İşletme sahipleri memnun, yıkımdan kurtuluyor. O işletmelerde ara sıra yiyip içen müşteriler memnun, alışkanlıklarını sürdürebilme imkanları doğuyor. Malum çevreciler ise üzüntülü, yine bir gol yedik diyorlar. Doğrusunu isterseniz Fethiye halkı bütün bunlara ilgisiz, ortalıkta kendi çıkarına dokunan bir hareket yok çünkü.
Bir başka olay da Koca Çalış mevkiinin ilerisinde meydana geliyor. Burada yıllardan beri akmakta olan derenin yönü DSİ tarafından değiştirilerek dere ağzı bir miktar kaydırılıyor. Malum çevreciler hemen ayaklanıyor "olmaz". Görünürde başka bir tepki yok. Dere ağzının kaydırılması sonunda taşkın veya bir benzeri tehlike oluşmuyor. Kimsenin malını mülkünü su basmıyor. Çevrenin su kaynakları bundan etkilenmiyor. O halde durup dururken bu iş neden yapıldı. Bazıları diyor ki kıyıda oteli olan bir nüfuzlu şahıs, hadi biz ismini açıklayalım, Hasan Özyer oteline erişim kolaylığı sağlamak için bu işi yaptırmış. Hayırlı uğurlu olsun, adamın kazancında gözümüz yok. Ama şu soru sorulabilir acaba bu şahıs, her kimse, devlete olan yakınlığına güvenerek bu işi devlete mi yaptırdı, yoksa yapılması için masrafları kendi mi ödedi. Birileri para kazanacak diye milletin cebinden para çıkmasına izin verilmemeli. Çevrecilerin tepkisi hem devlet kurumlarına, hem de Fethiye Belediyesine, neden izin verdiniz diye soruyorlar. Şunu da ekleyelim, çevrecilerle CHP arasındaki kutsal ittifak büyük ölçüde çözüldü. Bakalım iş nereye varacak:
Geçen hafta bir haber aldık, dere ağzının yönünü değiştiren devlet kurumları hakkında soruşturma talebi olmuş. Olabilir, işin hukuki yönü nedir bilmiyoruz. Ama bu işleme göz yumduğu için benzer bir sorumluluk taşıyan Fethiye Belediyesinin ismi bu soruşturma talebinde yokmuş. İş burada karışıyor, Belediye nereye saklandı? Neler oluyor.
Ufak görünse de gürültüsü büyük oldu. Çalış'ta Ördek Adası önünde ufak bir büfe vardı, adam burada çay, kahve satardı. Yolun kenarına, kıyıya birkaç ufak iskemle, masa koymuş, çayını alan buralarda oturur manzara seyrederdi. Müşterileri de yakındaki hastanenin personelleri ve hasta yakınlarından oluşurdu. Öyle lüks bir yer değildi, oturur oturmaz sırıtkan bir garson "beyefendi, ne içersiniz" diye başınıza dikilmezdi. Ben de dinlenmek için birkaç kez bu iskemlelere oturdum, ne işin var burada diye soran olmadı. Hatta bazıları iskemleleri alır ilerideki ağaçların altına taşırdı. Fiyatları bilmem, müşterilere bakılırsa uygundu her halde.
Bu büfe de Belediye tarafından kaldırılmış. Tepkiler çığ gibi başta malum çevreciler sevinçli, her türlü yıkım işi onları sevindirir. Ama sıradan insanlar da bu sefer söz almış. Hukuk deyip başka bir söz etmiyorlar. Çoğu Belediyeyi alkışlıyor, bunların arasında mekanı hiç görmemiş olanlar da var. Bizim gibi az sayıda insan da şaşkınlık içinde. Belki de bu büfenin ruhsat kusuru vardı. Ama Fethiye'de ruhsat kusuru olan bir bu mu kaldı da İsrail'in Filistine saldırdığı gibi adamın büfesini bir gecede yok ettiniz.
Dediğim gibi olaylar benzer, ama tepkiler olayın oyuncularının kimliğine göre değişiyor, bizden olanlar, olmayanlar diye farklılık gösteriyor.
AKIN TEZEL
Üç Benzer Olay,Çok Farklı Tepkiler
SERDAR CEMAL HOCA
İNFAK VAKTİ
Serapla Tatlı Sert
Muğla’da Hesaplaşma Dili Siyaseti Zehirler
Cemal Demirtaş
Bir Oğuz Vak'ası
YUSUF POLAT
Zirveye daha da zirveye
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hakan'ın Kalemin'den
Sevgili Dostlar...
DR.İSMAİL TEKPINAR
FİLİSTİN DE SOYKIRIM VAR SESLERİNİ DUYAN VAR MI?