Nerede O Eski Bayramlar

AKIN TEZEL

24-06-2024 10:34

 

Ben dar giysilerden hoşlanmam, boğulacak gibi olurum. Örneğin hayatımda hiç blucin giymedim.

Bayram gelince en büyük endişelerimden biri de dar elbise giymek olurdu. Çocuklar bayramda yeni

giysilere kavuşunca sevinirler. Hatta ellerinde yeni ayakkabıları poz veren bile vardır. Ben ise tam

tersine, bayram gelince babam bana zorla yeni, dar giysiler giydirecek diye korkuya kapılırdım.

Gerçekten de korktuğum başıma gelirdi, dar ayakkabı, dar pantolon, gömlek. Tüm çocukların sevinçle

beklediği bayram sabahı bana zehir olurdu.

Bir de komşu ziyaretlerini sevmezdim. Ama bazılarını. Düşünün bir kere mahallede sevmediğin, hep

kavga ettiğin çocukların evine gidiyorsun, uslu uslu oturmak zorundasın. Çekilmez bir şey.

Arkadaşınsa kal, hatta anan, baban başka ziyarete gittikten sonra bile kal, sorun yok, ama sevmediğin

çocuk, başlardım yaramazlığa.

Giyindik, temizlendik, anamız bizi komşuların elini öpmeye salardı. O zamanlar el öpene şeker verilir

ama yanında bahşiş ve bir de mendil verilirdi. Yetmiş yıl öncesinde topladığım mendiller hâlâ duruyor.

Sonunda büyüdük, el öptürme sırası bize geldi. Bayram sabahı tak kapı, amca elini öpeceğim. Tanıdık,

tanımadık, komşu veya uzaktan. Hepsine şekerleri ve bahşişleri hazır ederdik. Hele bir genç vardı

Patlangıçta otururken, bir bayram ikinci sefer geldi. "Ne oluyor, sen dün de gelmemiş miydin" diye

sordum. Çocuk sokakları karıştırmış, bizim sokağı yeniden dolanıyormuş. Söylediğine göre tüm

Fethiye'yi dolaşıyormuş. Şekerci dükkanı açacaktı anlaşılan.

Son birkaç yıldır kapım çalınmaz oldu. Önce kabahati kendimde aradım, çocuklar bizi unuttu diye

düşündüm. Baktım hiçbir yere gitmiyorlar. Unutmuşlar artık bu işleri. Cep telefonlarına gömülmüş,

sanal dünyada koşturuyorlar.

İşte böyle böyle kimliğimizi yitiriyoruz. Yakın gelecekte çocukluktaki halimizi tanıyamaz olacağız. Bizi

biz yapan herşey yavaş yavaş önümüzden kaymakta. Ruhsuz, heyecansız hayaletler haline geleceğiz.

Bir haftadır eve kapandım, sokağa çıkmıyorum. Sokaklarda garip bir araç kalabalığı var. Ölüdeniz

yönüne trafik adım adım ilerliyor. Plakalara bakıyorum, 34,35,06 çoğunlukla. Bunlar sekiz on saat kan

ter içinde bir yolculuktan sonra buraya geldiler. Dinlenmeye vakit bulamadan haydi denize. Orada da

iğne atsan yere düşmez. Bir curcuna, bir sefillik. Akşam yemek yemek istese cüzdan boşalacak.

Dönerken aynı çile. Belki de tatilden sonra bir hafta hasta yatacak.

Kim öğretti bunlara, bayram deniz, kum, güneş demektir diye. Bir zamanlar İngilizlere şaşıyorduk,

şimdi bizimkiler de aynı hastalığa tutuldular. Aynı koyun sürüsü gibi bir oraya bir buraya salınıp

duruyorlar.

Kuyruk, kalabalık her yerde var. Şimdi bir de kahve kuyruğu çıkmış. İnsanlar o yabancı isimli

dükkanlarda karton bardaklar içinde yabancı malı kahve içmek için kuyruğa giriyorlarmış. Sonra da

sokağa bakan bir köşeye oturup "Bak, ben burada kahve içtim" diye kendilerini fotoğraflıyorlardır her

halde o ellerindeki dikdörtgen şeklindeki şeytan kutusuyla. Geçende kuyrukta bayanlar sıra kavgası

yapmış. İkisi örtülü bayan bir örtüsüz bayanla tartışmışlar. İş çağdaşlık, laiklik konusuna dönüşüvermiş

hemen. Kızım sen önce yemek pişirmesini öğren. Artık kimse evde yemek yemez oldu. Sokakların

kenarı restoran, kafe masalarıyla doldu. Sonra da yemekler çok pahalı diye şikayet ediyorlar.

Müstahaktır bunlara.

 

Nasıl oldu da buralara geldik? İkinci Dünya Savaşından sonra ABD milli eğitime el attı. Fulbright eğitim

modeli ve burslarıyla eğitim milli olmaktan çıktı. Denize döktük dediğimiz düşmanı kendi ellerimizle

buyur ettik. Kapitalist Batı reklamları, radyo ve televizyon programlarıyla ülkemize bir kültürel saldırı

başlattı. Amaç bizi kendilerine benzetmek ve ülkeleri için yeni bir tüketim pazarı yaratmaktı. Bunda da

başarılı oldular. Eskiden ihtiyaç duymadığımız şeyleri arar olduk. Onların peşinde koşacağız diye

ömrümüzü tükettik. Üniversitelerimiz de buna ön ayak oldu. Her kasabada bir fakülte açtık. Kafası

boş, ruhu satılık gençler yetiştirip ortalığa saldık. Tek amaçları tüketmek, daha çok tüketmek olan bu

gençler şimdi aramızda serseri mayın gibi dolaşıyor.

Son on yılda ülkemiz yeni bir faciayla karşı karşıya kaldı: dikdörtgen şeklindeki şeytan kutusu, yani

akıllı telefon. Bir düğmeye basınca bütün dünya önünde. Hangisi yalan, hangisi uydurma nereden

bileceksin. Artık insanları zehirlemek için bir yerlerden öğretmen yollamaya da gerek yok. Şeytan

kutusunun içinde her şey var. Kumanda onlarda, bizler mankurtlaşmış yaratıklar olarak onların

emrindeyiz artık. Bir mesajla bizi yönlendiriyorlar, farkında bile olmuyoruz. Her şeyi kendi isteğimizle

yaptığımızı sanıyoruz. Yaşasın özgürlük.

Bu işe bir son vermenin zamanı geldi artık, yoksa çok geç olacak, dönülmez bir yola gireceğiz. Başta iki

çözüm görülüyor, öncelikle üniversitelere el atılmalı, devlete ve millete yabancı insanlar yetiştiren bu

kurumlar baştan aşağıya yenilenmelidir. İkincisi ve daha önemlisi, internet yayınları denetim altına

alınmalı, her isteyenin her istediği yalanı ve reklamı yaptığı bir şeytan kutusu olmaktan çıkarılmalı,

gerekirse bazı servisler tümden yasaklanmalıdır. Başka kurtuluş yolu yok

DİĞER YAZILARI İt İzi At İzine Karışmadan 01-01-1970 03:00 Fethiye'de Birşeyler Oluyor 01-01-1970 03:00 Yeni Tehlike 01-01-1970 03:00 Ne İş Yapar Bu Adamlar 01-01-1970 03:00 Ne İş Yapar Bu Adamlar 01-01-1970 03:00 Fethiye'de Siyaset 01-01-1970 03:00 Köpekler Üzerinden Siyaset 01-01-1970 03:00 Nerede Kaldı Bu İşçiler? 01-01-1970 03:00 Populizm 01-01-1970 03:00 Siyah Takım Elbiseli Adamlar 01-01-1970 03:00 Papazın Suçu Ne? 01-01-1970 03:00 Navigasyon Belası 01-01-1970 03:00 Refah Toplumu Denilen Kölelik Düzeni 01-01-1970 03:00 Tuşlu Cep Telefonları Kullanımdan Kalkıyor Mu? 01-01-1970 03:00 Hatalar Zinciri 01-01-1970 03:00 Siyaset Üstü Kalmak 01-01-1970 03:00 Yılan Aynı Delikten İki Kere Sokmazmış 01-01-1970 03:00 Bir Garip Saldırı 01-01-1970 03:00 Fethiye’de İşler Karışacak Gibi 01-01-1970 03:00 Toplumsal Şizofreni 01-01-1970 03:00 Türk Milleti Yok Oluyor 01-01-1970 03:00 Beyaz Reno 01-01-1970 03:00 Siyasi İrade Noksanlığı 01-01-1970 03:00 Birlikten Kuvvet Doğar 01-01-1970 03:00 Kaya Çukurunda Mahsur Kaldım 01-01-1970 03:00 Mesajlaşma 01-01-1970 03:00 Yazmayayım Diyorum, Ama Olmuyor 01-01-1970 03:00 Yumurta 01-01-1970 03:00 Ve Abdullah Öcalan Konuştu 01-01-1970 03:00 Asgari Ücret Komedisi 01-01-1970 03:00 Villa Mı, Domates Mi? 01-01-1970 03:00 Aile Hekimleri Ne İstiyor? 01-01-1970 03:00 Arkadaşlar, Sakin Olalım! 01-01-1970 03:00 Cevap Bekleyen Sorular 01-01-1970 03:00 Cin Şişeden Çıktı 01-01-1970 03:00 Biraz Sakin Olalım 01-01-1970 03:00 Aranılan Başkan Bulunmuştur 01-01-1970 03:00 Eyvah, Trump Kazandı! 01-01-1970 03:00 Abi, Ne İş Olsa Yaparım 01-01-1970 03:00 Fethullah Gülen Öldü, FETÖ Sağ 01-01-1970 03:00 750 Lira Kavgası 01-01-1970 03:00 Deliler Boşandı 01-01-1970 03:00 İsrail Kimdir 01-01-1970 03:00 Navigasyon 01-01-1970 03:00 Karakter Tahlili 01-01-1970 03:00 Okullar Açıldı, Dertler Başladı 01-01-1970 03:00 Hisarönünde Neler Oldu 01-01-1970 03:00 Ak Parti Yeni Yöneticilerini Nasıl Belirleyecek 01-01-1970 03:00 Siyasetçiler Ne İş Yapar? 01-01-1970 03:00 Göbeklitepe Mi, Malazgirt Mi? 01-01-1970 03:00 Fethiye Devlet Hastanesi Nereye? 01-01-1970 03:00 Erdoğan Ne Dedi? 01-01-1970 03:00 Rahat Bırakın Şu Kızları 01-01-1970 03:00 1,118,999 Sonuç Bulundu 01-01-1970 03:00 Ortalık Yangın Yeri Gibi 01-01-1970 03:00 Sen Neymişin Be İnstagram! 01-01-1970 03:00 Kudurdular 01-01-1970 03:00 Lozan Mı, Mavi Vatan Mı? 01-01-1970 03:00 Bir Garip Yarış 01-01-1970 03:00 Ben De Selanikliyim 01-01-1970 03:00 Zam Yağmuru 01-01-1970 03:00 Fotoğrafın Bütününü Görmek 01-01-1970 03:00 Çevreciler Bana Çok Kızmış 01-01-1970 03:00 Gazze Komedisi 01-01-1970 03:00 Bir Garip Tartışma 01-01-1970 03:00 Sahipsiz Fethiye 01-01-1970 03:00 Yapacak Başka İş Kalmadı Mı? 01-01-1970 03:00 İran Cumhurbaşkanı Öldü 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar İlçenin Birinde Bir Komünist Başkan Vardı 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz gün şöyle konuştu: 01-01-1970 03:00 Hangi Hastaneye Gitsek 01-01-1970 03:00 Bütün Kabahat Müfredatta Mı? 01-01-1970 03:00 Toplu Çılgınlık 01-01-1970 03:00 Seçmen Yeni Seçilen Belediye Yöneticilerinden Ne Bekliyor 01-01-1970 03:00 Filimi Geriye Saralım 01-01-1970 03:00 Seçimleri Kim Kazandı ? 01-01-1970 03:00 Şimdi Ne Olacak ? 01-01-1970 03:00 Hüzünlü Gemi 01-01-1970 03:00 Fethiye Neden Fethiye Oldu? 01-01-1970 03:00 Muğla Seçimlerinin Sosyo Politiği 01-01-1970 03:00 Bana Göre Hava Hoş 01-01-1970 03:00 Herkes Safını Belirlesin 01-01-1970 03:00 Tosun Gibi Maşallah 01-01-1970 03:00 Bir Başkadır Fethiye'nin Sonbaharı 01-01-1970 03:00 Ortanın Solu 01-01-1970 03:00 Filistin İsrail Savaşı Nereye? 01-01-1970 03:00 İmama Kızıp Oruç Bozmak 01-01-1970 03:00 Küresel Isınma, Yanlışlar ve Doğrular 01-01-1970 03:00 Müşteri Kızıştırma 01-01-1970 03:00 Besmeleyi Unuttuk 01-01-1970 03:00 Milli Eğitim Faciası Ne Zaman Son Bulacak? 01-01-1970 03:00 Önce Kendimizi Eleştirelim 01-01-1970 03:00 Sesi Çıkmayan Siyasetçiler 01-01-1970 03:00 Rahat Bırakın Kızları 01-01-1970 03:00 Ne Kadar Da Sevinmiştik 01-01-1970 03:00 Türkiye Anadolu'dan Büyüktür (II) 01-01-1970 03:00 Türkiye Anadolu'ya Sığmayacak Kadar Büyüktür 01-01-1970 03:00 Villakondu 01-01-1970 03:00 Bizden Hatırlatması 01-01-1970 03:00 Kültürel Saldırı Altındayız 01-01-1970 03:00 Elbette Bir Bildiği Vardır 01-01-1970 03:00 Sıcaklarda Ne Yapmalıyız 01-01-1970 03:00 Sağlam Giren, Hasta Çıkar 01-01-1970 03:00 Örgüt Yöneticileri Nasıl Olmalı 01-01-1970 03:00 Cenazeyi Taşıyan Başka, Gömen Başka 01-01-1970 03:00 Karasinek mi, Sivrisinek mi? 01-01-1970 03:00 İsimler, İsimler, Yeni İsimler 01-01-1970 03:00 İsimler, İsimler, İsimler... 01-01-1970 03:00 Matematik Ne Diyor? 01-01-1970 03:00 Bu Adamlara Devlet Teslim Edilmez 01-01-1970 03:00 Bu Seçim Farklı Seçim 01-01-1970 03:00 Soğanın Cücüğü 01-01-1970 03:00 AHLAKIN FAY HATTI: 01-01-1970 03:00 Müteahhitler Günah Keçisi Oldu 01-01-1970 03:00 Sokak Köpekleri Üzerinden Siyaset 01-01-1970 03:00 Tasarruf Etmeyi Öğrenelim 01-01-1970 03:00