Sadaka, İslam dininde önemli bir ibadet olup, maldan infakta bulunarak Allah rızasını kazanma ve toplumsal yardımlaşmayı teşvik etme amacını taşır. Ancak akıllara takılan sorulardan biri de, hangi sadakanın sevabının daha büyük olduğudur. Bu konuda Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in hadis-i şerifleri bizlere önemli bir yol gösterir.
Resulullah (s.a.v.)'e yöneltilen "Ey Allah’ın elçisi! Hangi sadakanın sevabı daha büyüktür?" sorusuna verdiği cevap, bizlere en faziletli sadakanın ne zaman ve hangi koşullarda verildiğini açıkça ortaya koymaktadır:
"Güçlü-kuvvetliyken, sıhhatin yerindeyken, cimriliğin üzerinde, fakir düşmekten endişe etmekteyken, daha büyük zengin olmayı düşlerken verdiğin sadakanın sevabı daha büyüktür. (Bu işi) can boğaza gelip de “falana şu kadar”, “filana bu kadar” demeye bırakma. Zaten o mal vârislerden şunun veya bunun olmuştur." (Buhârî, Zekât 11, Vasâyâ 17; Müslim, Zekât 92)
Bu hadis-i şerif, sadaka vermenin en makbul zamanını ve ruh halini vurgulamaktadır. İşte hadisten çıkan önemli dersler ve sadakanın sevabını artıran faktörler:
1. Gençlik ve Sıhhat Halinde Verilen Sadaka
Hadis-i şerif, kişinin genç, dinç ve sıhhatli olduğu zamanlarda verdiği sadakanın daha büyük sevap getireceğini belirtir. Çünkü bu durumda kişi malına daha çok bağlıdır ve geleceğe dair endişeleri daha yoğundur. İnsanların genellikle yaşlandıklarında veya hastalık halinde maldan feragat etmeleri daha kolay olabilir. Bu nedenle, gençlik enerjisi ve sıhhatle, tamamen kendi iradesiyle yapılan harcama, daha değerli görülmüştür. Bu, aynı zamanda zamanında yapılan iyiliğin önemini de gösterir.
2. Cimriliğin Üzerinden Gelerek Verilen Sadaka
İnsan fıtratında mal sevgisi ve cimrilik eğilimi bulunabilir. Hadis, cimrilik hissinin üstesinden gelerek verilen sadakanın kıymetini vurgular. Yani, kişi malına düşkün olmasına rağmen, Allah rızası için bu bağlılıktan vazgeçerek infakta bulunduğunda, bu eyleminin sevabı katlanır. Bu, nefisle mücadele etmenin ve Allah yolunda fedakarlık yapmanın bir göstergesidir.
3. Fakirlik Endişesiyle Birlikte Zenginlik Hayali Kurarken Verilen Sadaka
Bu madde, sadaka vermenin en zor ve dolayısıyla en sevaplı anını işaret eder. İnsan, gelecekte fakir düşme korkusu taşırken ve aynı zamanda daha fazla mal kazanma hırsıyla dolu iken sadaka verdiğinde, bu gerçekten büyük bir fedakarlık olur. Çünkü bu durumda kişi, elindeki malı gelecekteki olası ihtiyaçları için saklama eğilimindedir. Bu tür bir durumda yapılan infak, kalpteki Allah sevgisinin ve tevekkülün güçlü bir işaretidir.
4. Ölüm Döşeğine Bırakmadan Verilen Sadaka
Hadisin son kısmı, sadakanın can boğaza gelmeden, yani ölüm döşeğine düşmeden verilmesinin önemine dikkat çeker. İnsanların çoğu, ölüme yaklaştıklarında mallarını dağıtma eğilimine girerler. Ancak bu durumda verilen sadakaların sevabı, kişinin tamamen kendi iradesiyle ve yaşamın dinamizmi içinde verdiği sadakadan daha azdır. Çünkü ölüm döşeğindeki bir kişi için malın zaten mirasçılara kalacağı kesindir. Bu nedenle, bilinci yerindeyken ve kendi isteğiyle yapılan infak, Allah katında daha değerli kabul edilir.
Sonuç
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in bu mübarek sözleri, sadakanın sadece bir miktar para veya mal vermekle sınırlı olmadığını, aynı zamanda bir kalp halini ve niyetin temizliğini de içerdiğini gösterir. En faziletli sadaka, kişinin nefsine ağır gelen, mal sevgisini aşarak, gelecek kaygılarından arınarak ve tamamen Allah rızası için verilen sadakadır. Bu tür bir sadaka, hem veren kişiye büyük sevap kazandırır hem de toplumsal yardımlaşma ve dayanışma ruhunu güçlendirir.
Unutmayalım ki, her sadakanın Allah katında bir değeri vardır. Ancak bu hadis, bizlere sevabı en çok olan sadakanın kriterlerini sunarak, hayırda yarışma konusunda bizleri teşvik etmektedir. Bu vesileyle, sadakalarımızı zamanında, gönülden ve en faziletli anlarda vermeye gayret edelim.
Cemal Demirtaş
Bir Oğuz Vak'ası
SERDAR CEMAL HOCA
TEVBE GECİKTİRİLMEZ: KUL İLE ALLAH ARASINDAKİ EN CİDDİ HESAP
Serapla Tatlı Sert
Gücün Yanında Duranlar, Zamanı Gelince Görünür Olur
AKIN TEZEL
Siyaset Üstü Kalmak
YUSUF POLAT
Zirveye daha da zirveye
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hakan'ın Kalemin'den
Sevgili Dostlar...
DR.İSMAİL TEKPINAR
FİLİSTİN DE SOYKIRIM VAR SESLERİNİ DUYAN VAR MI?