Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in şu hadis-i şerifi, İslam inancında mazlumun duasının ne denli güçlü olduğunu gösteren en çarpıcı öğütlerdendir: "Mazlumun duasından kaçınınız, çünkü mazlumla Allah arasında perde yoktur. Allah (c.c.) onu bulutların üstünden yükseltir ve bütün gök kapıları açılır ve Allah (c.c.) mazluma şöyle seslenir: 'Ey elinden hakkı alınan kulum, Ululuğum hakkı için, aradan ne kadar uzun zaman geçerse geçsin, yine de senin hakkını zalimin yanına bırakmayacağım, duanı reddetmeyeceğim.'"
Bu kudretli söz, mazlumun duasının önemini ve Allah katındaki yerini vurgulamakla kalmaz, aynı zamanda zalimlere de ciddi bir uyarı niteliği taşır. Mazlum, haksızlığa uğrayan, elinden hakkı alınan ve çaresizlik içinde yalnızca Rabbine sığınan kişidir. İşte tam da bu çaresizlik ve samimiyet, onun duasını bulutları aşan, sema kapılarını aralayan bir yakarışa dönüştürür.
Hadiste belirtildiği üzere, mazlum ile Allah (c.c.) arasında hiçbir perde yoktur. Bu, son derece derin bir manayı içerir. Normal şartlarda duaların kabulü için çeşitli şartlar ve manevi dereceler gerekebilir; ancak mazlumun duası, bu engelleri aşarak doğrudan Allah'ın rahmet kapısına ulaşır. Çünkü mazlum, tüm dünyevi bağlardan sıyrılmış, yalnızca Hak Teâlâ'ya yönelmiştir. Onun yakarışı, saf bir iman ve teslimiyetle yapılır.
Allah (c.c.), mazlumun duasını bulutların üstünden yükseltir ve gök kapılarını açar. Bu ifade, duanın kabulündeki engellerin kaldırıldığını ve Yüce Rabb'imizin, kulunun sesine kayıtsız kalmayacağını gösterir. Mazlum, belki dünyada güçsüz ve sesini duyuramaz durumdadır; ama Rabbi onu en yüce makamlara çıkarır ve duâsını şereflendirir.
Hadisin devamında, Allah'ın (c.c.) mazluma olan vaadi dikkat çekicidir: "Ululuğum hakkı için, aradan ne kadar uzun zaman geçerse geçsin, yine de senin hakkını zalimin yanına bırakmayacağım." Bu, adaletin mutlaka tecelli edeceğine dair ilahi bir teminattır. Zalim, belki dünyada bir süre güç ve refah içinde yaşayabilir; ancak unutmamalıdır ki, mazlumun bedduası onu er ya da geç bulacaktır. Allah'ın adaleti, asla zalimi başarılı kılmaz.
Bu hadis, zalimlere ciddi bir ikaz, mazlumlara ise büyük bir tesellidir. Zalim, yaptığı haksızlığın karşılıksız kalmayacağını bilmeli; mazlum ise, Rabb'inin kendisini asla terk etmeyeceğine iman etmelidir. Tarih boyunca nice zalim, mazlumların dualarıyla yıkılmış; nice mazlum ise Allah'ın yardımıyla zulümden kurtulmuştur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in bu hadis-i şerifi, müminlere çok önemli bir ders vermektedir: Kimseye zulmetmemek, haksızlık yapmamak ve mazlumun duasına sebep olacak davranışlardan kaçınmak. Aynı zamanda, mazlumlar da sabırla ve tevekkülle dualarına devam etmeli; Allah'ın vaadine güvenmelidir. Çünkü O, asla vaadinden dönmez ve mazlumun yakarışını asla geri çevirmez.
Rabb'imiz, bizleri zalimlerden eylemesin, mazlumlara karşı merhametli kılsın ve dualarımızı kabul buyursun. Âmin.
SERDAR CEMAL HOCA
İNFAK VAKTİ
Serapla Tatlı Sert
Muğla’da Hesaplaşma Dili Siyaseti Zehirler
AKIN TEZEL
Tuşlu Cep Telefonları Kullanımdan Kalkıyor Mu?
Cemal Demirtaş
Bir Oğuz Vak'ası
YUSUF POLAT
Zirveye daha da zirveye
ERHAN DARGEÇİT
TBMM kapanmamalıdır
Hakan'ın Kalemin'den
Sevgili Dostlar...
DR.İSMAİL TEKPINAR
FİLİSTİN DE SOYKIRIM VAR SESLERİNİ DUYAN VAR MI?